Türkiye’de anayasa ve yasalar, herkesin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olduğunu söylüyor. Ama gerçekler ne diyor? Sosyal medyada paylaştığı “YSK’ya güvenmiyorum” cümlesi nedeniyle Nasuh Mahruki’nin tutuklanması, bu özgürlüğün sadece kağıt üzerinde kaldığını bir kez daha gösterdi.
Nasuh Mahruki kim mi? 1999 Marmara Depremi’nde günlerce uyumadan yüzlerce kişiyi enkaz altından çıkaran bir kurtarıcı. AKUT’u kurarak Türkiye’ye arama kurtarma bilincini kazandıran bir öncü. Binlerce insanın hayatını kurtaran, bu ülkeye umut olmuş bir kahraman. Ve şimdi, bir fikir beyan ettiği için cezaevine gönderilen bir “suçlu” olarak mı anılacak?
Bir Cümle ile Kahramanlık Silinir mi?
Mahruki’nin “YSK’ya güvenmiyorum” demesi, demokratik bir toplumda olağan bir eleştiridir. Bu ifade, bir kamu kurumuna duyulan güven eksikliğini dile getirir ve bu tür eleştiriler, toplumların ilerlemesi için gereklidir. Ama bizde eleştiri yapmak, özellikle de bu eleştiri iktidarın hoşuna gitmiyorsa, bir risk haline geliyor. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki bir kurtarıcı, bir kahraman, sadece fikirlerini dile getirdiği için cezaevine gönderiliyor?
İfade Özgürlüğü Ne Zaman Suç Oldu?
Türkiye’de son yıllarda ifade özgürlüğü giderek daraltılıyor. Herkesin bir gün bir sosyal medya paylaşımı yüzünden cezalandırılabileceği bir korku iklimi yaratıldı. Oysa anayasa açık: Herkes düşüncelerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Ama bu hak, söz konusu eleştirilen kurumlar olunca bir anda buharlaşıyor.
Bir Kahramanı Suçlamak Vicdanları Yaralar
Nasuh Mahruki’yi bugün susturmaya çalışabilirsiniz ama onun kurtardığı hayatların, dokunduğu insanların ve Türkiye’ye kazandırdığı değerlerin sesi susturulamaz. Bugün, ona yapılan bu haksızlık, toplumun vicdanını derinden yaralıyor. Çünkü bu, yalnızca bir bireye değil, toplumun özgürlüğüne ve adalet duygusuna yapılmış bir saldırıdır.
Eğer bu ülkede ifade özgürlüğü gerçekten varsa, Nasuh Mahruki neden tutuklandı? Bir kahramanın fikirlerini dile getirmesi mi suç oldu? Bugün Mahruki’yi susturanlar, aslında Türkiye’nin geleceğini susturuyor. Bu sorunun cevabını hep birlikte düşünmeli ve özgürlüklerimizi savunmalıyız. Çünkü ifade özgürlüğü olmadan, ne demokrasi ne de adalet ayakta kalabilir.

