ugün Türkiye siyasetinde dinselleşmenin, milliyetçiliğin ve sömürünün ortak paydasında şekillenen bir siyasi düzen, adeta bir “bataklık” gibi toplumsal yaşama nüfuz ediyor. AKP’nin temsil ettiği bu düzen, sömürü ve gericiliği “demokrasi” ve “özgürlük” kisvesi altında meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak kapitalist ve emperyalist sistemin kollarında şekillenen bu yapıya, düzen siyaseti ve muhalefet de kapılmış durumda.
CHP yönetiminin dinsel simge ve giysilere özgürlük öngören yasa teklifi, laiklik karşıtı bir çizgide ilerleyen AKP’nin yarattığı siyasi zemine oturuyor. Yıllar önce Anayasa Mahkemesi’nin laiklik ilkesine aykırı bulduğu bir düzenlemeye şimdi CHP de ortak oluyor. Bu hareketin, AKP’nin başlattığı dini siyasallaştırma sürecinin bir devamı olduğu göz ardı edilemez.
AKP, kapitalist düzenin çıkarlarına uygun olarak, dinsel ve milliyetçi unsurları kullanarak devleti yapılandırmaya devam ediyor. Bu süreçte her şey, sermaye sınıfının çıkarlarına uygun bir şekilde kurgulanıyor; laiklik yerle bir edilirken hukuksuzluk meşrulaştırılıyor, anayasal güvenceler esnetiliyor. CHP’nin bu yapıya verdiği destek, “toplumsal barış” ve “uyum” adı altında emekçilerin hak ve özgürlük mücadelesini yozlaştırma girişiminden başka bir şey değil. Bugün, düzen içindeki muhalefet de aynı gemide yer alarak, sosyalist mücadele karşısında bir duvar örmeye çalışıyor.
Kapitalizmin hukuku, sağlığı, eğitimi, yargıyı, medyayı, sendikaları ve tüm kurumları dinselleştirirken toplumu bir sömürü döngüsüne itiyor. Eşitlik, özgürlük, ve adalet kavgası, gerici ve sömürücü bataklığa bulaşarak verilemez. Sömürü düzenini sürdürmek isteyenler, emekçi halkın sınıfsal mücadelesini gericilikle boğmaya çalışıyor.
Bugün AKP ile aynı düzlemde hareket eden düzen siyasetine karşı gerçek çözüm, bu düzenin kökten değişmesidir. Toplumcu bir anayasada yer alması gereken temel ilke, devlet işlerinin hiçbir biçimde dine dayandırılmaması, yurttaşların dinsel inançlarının hiçbir resmi belgede yer almaması ve dini kuralların toplumsal yaşamı belirlemesine kesinlikle engel olunmasıdır. Komünistlerin çözümü ise bu düzenin tüm yönleriyle değişmesidir: Sosyalizmle gelen eşitlik, özgürlük ve aydınlık günlerin kapısını aralamaktır.




