15 Temmuz gazisi Cumali İbin’in AKP’den milletvekili adaylığını geri çekmesi ve duyduğu hayal kırıklığını dile getirmesi, konunun ne kadar derin ve karmaşık olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ancak burada yalnızca siyasiler değil, Cumali İbin dahil herkes bu hayal kırıklığının bir parçası haline geldi.
İbin, 15 Temmuz gazileri ve şehit yakınları için toplanan paraların hak sahiplerine değil, vakıflara aktarılacağını öğrendiğinde büyük bir tepki gösterdi. Peki, bu sürece katılan herkes, o gecenin ardından verilen sözlerin ve desteklerin ne kadar geçici olabileceğini hesaba katmadı mı? Bu süreçte, yalnızca siyasilerin değil, bu ilişkilerin bir parçası olan herkesin gözünü menfaatlerin bürüdüğü açıkça görülüyor.
15 Temmuz sonrasında toplumda adeta “destek yarışına” girildi; anlık zafer duygularıyla şehit yakınlarına, gazilere vaatler verildi, destek açıklamaları yapıldı. Ancak, bu sözlerin içinin boş olduğu kısa sürede anlaşıldı. Bugün gelinen noktada, hem siyasiler hem de o gün verilen destek sözlerine tutunanlar, yalnızca hayal kırıklığı yaratmakla kalmıyor; toplumun güvenini de yok ediyorlar. Çünkü ortada kalıcı ve samimi bir destek anlayışı değil, yalnızca anlık bir “gösteri” vardı.
Öte yandan, Cumali İbin ve onun gibi beklentiye girenler de bu gösterinin bir parçası olmaktan kaçınmadı. Kendilerine yapılan vaatlere inanarak siyasete atılanlar, zamanla sözlerin tutulmayacağını gördüklerinde tepki gösteriyor. Oysa bu vaatlere bel bağlamak yerine, daha güçlü bir duruş sergilemeleri, toplumun çıkarları adına taleplerini bu kadar geç dile getirmemeleri gerekirdi. Kişisel bir kırılma yaşanana kadar göz yummak, yalnızca kısa vadeli çıkarlar peşinde koşan bir tavrı açığa çıkarıyor. Samimiyetten yoksun bir süreç, güveni tekrar tekrar zedeliyor.
Siyasilerin, çıkar doğrultusunda verilen sözleri, yalnızca kendilerine fayda sağlayacak noktalarda hatırlayıp uygulamaya koymaları bugün eleştirilirken, şehit yakınları ve gaziler adına konuşanların da bu sözlere bu kadar bel bağlaması bir yanılsamadan ibaretti. O dönemin dostlukları, destek sözleri, aslında ortada bir kemik varken herkesin etrafında toplandığı ama kemik ortadan kalkınca dağıldığı bir tiyatroydu.
Sürekli dile getirilen “destek” ve “yardım” söylemleri, toplum adına yapılan duygu sömürüsünün ötesine geçmedi. Bu ortamda ne siyasiler ne de onların sözlerine bel bağlayanlar gerçekten samimi değil. Bugün, ortadaki hayal kırıklığı yalnızca siyasilerin ya da bir kesimin değil, bu tiyatronun içinde rol alan herkesin paylaştığı bir sorundur.
Biraz cesaretle bakıldığında görülecek olan şu: O gün verilen destek sözlerinin, dostluk gösterilerinin hemen hepsi, yalnızca kişisel çıkarlar ve geçici kazanımlar üzerine kurulmuştu. Dostluklar, dayanışma ve sadakat, yalnızca ortada bir kemik varken sürdürülüyorsa, ortadan kalktığında herkes kendi yoluna gidiyorsa, ortada bir dostluktan ya da fedakarlıktan bahsetmek oldukça zor. Gerçek dostluklar, çıkar hesaplarından bağımsızdır; gerçek destek, bir kemik olmadan da aynı kararlılıkla sürdürülebilendir.
Cumali İbin ve benzeri durumda olanlar, siyasilerin bir oyunundan yakınıyor olabilir, ancak bu oyuna dahil olmaya karar verdikleri noktada, gerçekte neyin peşinde olduklarını da sorgulamaları gerekiyor. Kırgınlıkların, hayal kırıklıklarının ötesinde, toplumun güvenini yeniden inşa etmek için her kesimin çıkar ve gösterişten uzak, samimi bir destek anlayışını benimsemesi gerekiyor.

